İznik Ultra- 80 K

Ultra maratonlar, koşmayı seven insanlar için doğada limitlerini test edebildikleri, macera dolu ve kendileriyle başbaşa kalabilecekleri bir aksiyon vadediyor. Sorumlulukların ötesinde, şehirden ve gürültüden uzak,  salt doğanın ahenkli sesleri ile harmanlanan bir zaman diliminde,  sürrealist bir ressamın eseri içinde canlanan bir oyuncu gibi…

İznik Ultra Maratonu’na geçen sene katılamamıştım. Katılanların anlattıkları kadarı ile hayalimde canlandırdığım bu ultra maraton doğrusu son derece zor, katılınması herkesin kolay kolay cesaret edemeyeceği bir maratondu hele hele yağan yağmur geçen sene ciddi bir handikap yaratmıştı. Yine de geçen sene katıldığım Likyayolu Ultra maratonundan sonra İznik ultrayı da takvimimde işaretlemiştim.  İznik için özel bir antrenman yapamadım hatta antrenmanlarımı yarı maratonlara odakladığım için uzun koşu antrenmanlarım eksik kaldı.  Sadece,  yarışa 1 hafta kala 45 km koşarak ilk uzun antrenmanımı yaptım. Ancak bu mesafe bu tür bir ultra maraton için pek de yeterli bir antrenman sayılmasa gerek. Her ne kadar genel kondisyonum iyi olsa da ultra maratonda iyi bir derece yapabilmek ve yarışı zorlanmadan bitirmek için en azından 1 ay kala mutlaka yarış mesafesinin en az yarısı mesafesinde daha fazla sayıda koşular yapılması gerekli.

Yarış günü İznik, harika ve sanki ısmarlama bir hava ile maratonculara güzel bir hediye verdi. Hava bulutluydu, yarış süresince ne yağmur yağdı ne de güneş çıktı…Böylece  mükemmel  hava koşullarında bir ultra maraton koşuldu. Yarışa yavaş ve oldukça temkinli başladım 7 dakikada 1 km yol katedecek bir hızda koştum ancak ilk kilometrelerde yanıma aldığım 1’er litrelik yedek  2 su kabı  beni yavaşlatmaktaydı, zaten sırt çantamda 1,5 lt su bulunuyordu, yaklaşık 15 km’den sonra çok su içme ihtiyacım olmadığını ve güneşin çıkmaya niyeti olmadığını anladığımda bu yüklerimden kurtulmaya karar verdim ve bunun doğru bir karar olduğunu ilerleyen kilometrelerde daha rahat koşmaya başlayınca anlamış oldum.  Bu anlarda Berk’le yan yana koşmaya başladık,  Berk’te 7 pace ile koşacağını söyleyince birlikte aynı hızda devam ettik ve ondan sonra da maratonun 60 k ‘lık kısmını Berk ile birlikte koştuk.

İlk KN’ye  (Kontrol Noktası)’ gelmeden, bir ihtiyaç molası vermek zorunda kaldım bu mola bana zaman kaybettirdiği için 13. k’daki ve 27. k’daki 2. KN’de de hiç durmadım ve aralıksız koşmaya devam ettim. Çok daha hızlı koşabilecek durumdaydım ancak önümde ilk defa durmaksızın koşacağım bir 80 k vardı enerjimi verimli kullanmalı ve son km’lere sağlam girmeliydim. Bu nedenle hızlandığımız zamanlarda Berk ile birbirimizi uyarmaya ve yavaşlatmaya çalıştık. Bunun doğru bir strateji olduğu 60 k’ya son derece enerjik girdiğimde ortaya çıkmış oldu.

2. KN’de sadece 2-3 portakal yiyerek koşmaya devam ettim.   Bu hız beni hiç yormuyor hatta son derece rahat bir şekilde muhteşem İznik manzaralarını sindire sindire koşmamı sağlıyordu.

Daha önce 2 kez maraton 1 kez de çok etaplı bir ultra maraton koşmuştum ancak o maratonlarda hızlı koştuğum için 35. km’lerde genelde yorulmaya ve yavaşlamaya başlıyordum ancak bu kez 42 km koşmama rağmen hiç yorulmamıştım. Maraton finişinde çorba, ekmek, zeytin bizleri bekliyordu. Hemen bir çorba içtim biraz oturdum, biraz kola biraz zeytin ve peynir yedim. Yanıma biraz da muz aldım ve çok sevdiğim sihirli ultra maraton meyvesi portakaldan yedim. Portakal gerçekten inanılmaz bir meyve hem susuzluk giderici, hem enerji veriyor hem de vitamin deposu.  Bu özelikleri nedeniyle gördüğüm her masada yiyebildiğim kadar portakal yemeye gayret ettim ve bana çok iyi geldi.

Maraton finişi olan 42. km’den sonra yaklaşık 9 km’lik bir zorlu yokuş bizi bekliyordu ancak yeterince enerji almış olduğumdan ve mental olarak kendimi 80 km’ye iyi hazırlamış olduğumdan bu dakikalarda daha hızlı koşabilmeye başlamıştım Berk  biraz yorulmuş ve arkalarda kalmaya başlamıştı oysaki bundan önceki yokuşlarda ben Berk’in hızlı yürüme temposuna yetişmekte oldukça zorlanmış ara ara koşarak yetişmiştim. Uzun ve zorlu 9 km’lik yokuş bittiğinde hızlı koşmaya karar verdim ve hızlanmaya başladım ancak o sırada  başımın dönmeye başladığını hissettim ve tekrar  yavaşladım, Berk’i bekledim. Berk ile birlikte yine çok hızlanmamaya gayret ederek memnuniyet verici bir meyilde  yokuş aşağı koşmaya başladık uzun süren bu 10 km sonunda 60. km’deki yeni KN’na gelmiştik.

Ben biraz yorulmuş gibiydim, yeniden çorba, portakal, kola, ekmek ve tuzlu kraker yedikten sonra bir miktar da Berk’in yanında taşıdığı Ton balığından yedim. Bu  2. yiyecek faslı kendime gelmemi sağladı ve yeniden enerji depolarımı doldurmuş oldum. Geriye düz bir 20 km kalmıştı. Berk’e ben 60’tan sonra hızlanacağım dedim. Ancak bu kısımda yol çamur birikintileri nedeniyle rahat koşulamaz bir biçimde ilerliyordu  ve yaklaşık 2-3 km böyle devam etti. Bu çamur kısmı benim motivasyonumu biraz azaltmıştı ki sonunda bir derenin önüne geldik. Buradan geçecek miyiz diye sordum ve geç geç diye bağırdıklarını duyunca suya daldım. Soğuk su ayaklarıma öyle iyi geldi ki bir tür ferahlık ve mutluluk hissi ayaklarımdan yavaş yavaş tüm bedenime yayıldı. Dere geçişinden sonra ayakkabımdan içeri giren su ayağımı külçe gibi ağırlaştırmıştı ama yine de yolun bundan sonrasının kuru olması ve ayağımdaki ferahlık hissi biraz daha hızlanmamı sağladı.

Yavaş yavaş hızlanırken patika yol bitip düz bir asfalt yola çıktığımda sanırım Sölöz’e gelmiştim ve  önümde yaklaşık 18 km’lik bir yol uzanıyordu. O anda aklımda tek şey ilk km’lerdeki arayı kapatmaktı ve müthiş biri enerjim vardı sanki koşuya yeni başlamış gibiydim. Bu dakikalarda 6 dakikada 1 km hızla koşmaya başladım bu hızda ilerlerken 60. km’den sonra yaklaşık 6 kişi geçmiş oldum. 75. km’ye geldiğimde son bir portakal molasının ardından yine fazla beklemeden yola devam ettim ancak bu kilometrelerde yeniden biraz daha yavaşlamaya başladım. Şehir merkezinde geçen son 3-4 km’yi de işaretleri takip etmeye çalışarak geçtim ve nihayet 80 km finişini gördüm. Finişe girdiğimde madalyam boynuma takıldı ve tebrik edildim sanırım ama bana neler söylendi pek hatırlamıyorum.

İlk 80 km tek etaplı en uzun ultra maratonumu böylece 10 saat 19 dakikada ve en önemlisi sağlıklı bir şekilde bitirmeyi başarmıştım.

Bundan sonra da  farklı coğrafyalarda farklı etaplarda belki de daha uzun çeşitli ultra maratonlarda koşmayı hayal ediyorum.

Reklamlar

İznik Ultra- 80 K” üzerine 2 yorum

  1. Onur Savaş

    Haluk Abi ilk 80 km tecrübenizde çok güzel bir zamanla sağlıklı bir şekilde bitirdiğiniz için kutluyorum. Tebrikler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s